HÜZNÜN BEYAZI
- Serbesti

- 27 May
- 2 dakikada okunur
Aralık2016
Kar mıydı yeryüzüne yağan, hüzün müydü içime, bilemedim. İlki vardır ya hani bazı hislerin. İlk defa bu kadar eğlendim dersin, ilk defa bu kadar korktum, ilk defa bu kadar heyecanlandım. Hah, aynen öyle işte. Bugün, ilk defa bu kadar hüzünlendim.. Ellerim cebimdeydi. Ağır ağır gidiyordum arkadaşıma. Dışarıda rahmet tecellisi. Burnumun ucuna nazlı nazlı konan kar taneleri. İnsanı ayrı bir tefekküre sürüklüyordu, sürükleniyordum. Mahalle arasına girene kadar her şey normaldi. Ana cadde soğukluğundan taviz vermiyordu. Araba tekerleri de bir o kadar bencil. Omzuma çarpıp geçen hodbinleri sorma hele. Bu manzaraya alışkınım aslında. Şu kaba memleket, ruhumu delip geçerdi hep sokaklarıyla. Niye mi? Çünkü benim için ayrılığın adresi olmuştu her köşesi..
Anayoldan kurtulup az kafa dinleyecek bir araya saptım. Karışık apartların ve ailelerin oturduğu bir sokağa girmiştim. Normalde hep yalnız olan bu sokak, bugün nispet yapar gibi herkesi toplamıştı sanki başına. Neredeyse mahallenin tüm hanesi dışarıdaydı. Kar onlara gülüyordu, onlar kara.. Kahkahalar, muhabbet çığlıkları semada çalkalanıyordu. El ele vermiş herkes, kutu kutu pensede. Ellerime baktım sonra, gözlerim doldu. Tuttum, hemen cebime geri koydum. Üzülmeyin, sizin de kaderiniz burasıymış ellerim.. Hafiften bir hüzün geldi, aldırmadım. Hadi, devam yola. Az ötede bir dede. Torunları için kardan adam yapıyor, torunları da heyecanla onu bekliyordu. Çok mutlulardı, görmezden geldim. Ya ne fayda? Başka bir köşede mutluluk şablonu bir aile. Anne,baba,çocuklar.. Kar topu savaşı yapıyorlar. Eğlence tavan! İşte tam burası. Tam o an cızzz etti yüreğim.. Dokuzuncu yılıydı annesizliğimin. On dördüncü yılıydı babasızlığımın. Peki ya kardeşsizliğin? Demek istemezdim ama, dedim. Benim hiç böyle bir mutluluğum olmadı.. Annem, babam ve dördümüz, aile olamadık hiçbir zaman. Koca bir çocukluk vardı kursağımda kalan..
Niye girdim bu sokağa? Niye gördüm bu manzarayı? Neden dönmedim yolun başında?
Kendime bu zulmü yapmamın sebebi neydi? İlerledikçe kahkahalar çoğalıyor, sarılıp eğlenenlerin sesi bir tokat gibi iniyordu sineme. Boğazım kuruyordu, yutkunmak zordu. Bu anlatılmazdı, bu acı başkaydı. Yaşayan bilir.. O an içim kor kesildi. Sırtımdan alnıma vuran bir sıcaklık hissettim. Ne zaman kendimi zorlasam böyle oluyor.. Ağlamamak için sıkıyordum kendimi. Ateş topuna dönmüştüm adeta. İçimde, rüzgar değmeyen bir sahra! Korktum, bu hararet kardan adamları eritmeseydi bari. O zaman üzülürdü çocuklar ve ben, onları üzmeyi asla istemezdim..
İçimdeki volkanı yatıştırmaya çalışırken sağdan bir ses yükseldi. "Hadi gel! Sen de bizimle kar topu oyna!" başımı kaldırdığımda, temiz yüzlü bir ablanın gözleriyle buluştum. Beni ailesiyle oyuna davet etmişti. Ama icabet edemezdim, yapamazdım. Ağlayarak oynayamazdım. Deli derlerdi belki. Gerçi çok da önemli değildi. Dudağımın ucundan sahte bir gülücükle baş selamı verip geçtim.
Peki, bunu neden dedi? İçimdeki inkisarı mı sezmişti? Yoksa hararetim ona mı değmişti? Katlandı ıstırabım.. Soldaki caddeye çevirdim adımlarımı. Artık tutamazdım, tutamayacaktım! Öyle bir ağlayışla boşaldı ki gözlerim. Canım acırken ağlayınca nefes de alamıyorum. Bunu da yeni fark ettim.. Tıklım tıklım sokakta yapayalnız olmak. Allah'ımmm, bu nedir? Bir rahmet rüzgarı estirseydin de süpürseydi hüzünlerimi. Ne yol bitti, ne düşünceler. Buram buram kimsesizlik çökmüştü gözlerime. Böyle bir anda konuşacak kimse de olmayınca ayrıca kimsesizleşiyor insan. Konuşamazsın da. Çünkü konuşacakların çook uzakta. Hiç serzeniş etmeden bitirdim yolu, biraz da biterek..
Bu şehirde yalnızdım gene. Öyle özledim ki sevdiklerimi, ailem bildiklerimi..
Bugün sadece, bir tutam sevgi istedim kalbime. Yozlaşmış duygularım avuçlarımda un ufaktı gene. Üfledim geçtim. Kar mıydı yeryüzüne yağan, hüzün müydü içime, bilemedim..
Serbesti
Yorumlar