top of page

AĞLAYIN HADİ BULUTLAR!

  • Yazarın fotoğrafı: Serbesti
    Serbesti
  • 26 May
  • 3 dakikada okunur



Bir gün çok daralmıştım..

Ne yöne gideceğimi bilmediğim bir hengamenin içindeydim. Aklım yüzlerce soru işaretli cümleler ve bunlara koyamadığım eşittirler ile doluydu.. Git gide büyüyor, büyüdükçe de ağırlaşıyordu.. Zannediyorum bunu kaldıracak gücüm de yoktu.. Ne yapmalıydım? En iyisi dedim, başımı da alıp bir dışarıya çıkayım.. Elimdeki kitabı kapattım, bir besmele ile doğruldum yatağımdan. Lakin fazla düşünmekten direncim kırılmış demek ki, sendeledim.. Sonra tekrar doğruldum. Uyuşmuş bacaklarımdan karıncalar gidene kadar oyalandım. Nihayet gittiler.. Aslen sevmediğim ama giymek zorunda olduğum kıyafetim ile dışarıya yöneldim.. Başımı kaldırdığımda en az yüreğim kadar kararmış sema ile göz göze geldim. Korktum bir an, sanki o da öfkesini benden çıkaracak gibiydi.. Çaktırmadan başımı eğip usulca yürüdüm.. Aaa o da ne! Hiç adetim olmayan şemsiyeyi de kolumun altına sıkıştırmışım.. Pek muhabbet duyamadığım bu şemsiyenin kolumun altında işi neydi? Yoksa oda kapının arkasında hep yalnız olduğu için mi acıyıp almıştım yanıma? Ya da ilk defa yağmurun tenime değmesinden mi korkmuştum? Yahut dünyaya bakacak olursam şemsiyeyle bir sütre yaparım diye mi düşündüm? Sebebini anlamak için biraz yürümem lazımdı..


Evet yürüdüm, Bu yabancı şehre alışmam gerektiğini düşünerek. İlk defa tanıştığım kaldırım taşlarına bastım. Değişiklik güzelmiş.. Temiz havanın hediye ettiği oksijen iyi gelmiş olmalı ki, biraz rahatladım.. Bir yandan adım attığım yeri, diğer yandan, göz ucuyla semayı yokluyordum.. Git gide öfkesi kabaran sema, gürültüsüyle bana birşeyler anlatmak istiyordu sanki. Belki semanın lisanı buydu, ama ben ürküyordum.. Gene de yürüdüm. Taa ki dönüş yolunu unutana kadar.. Fazla uzaklaşmıştım. Daha ileri gitmesem iyi olacaktı sanki.. Ama eve de dönmek istemiyordum. Biraz daha yağmurla kalmak istedim ve hala mülahazalarımın cümbüşü içindeydim.. Tenhada duran ve tüm gökyüzünü görebilen bir duvara oturdum.. Bir hayli de orada ah- u vah ettim.. Duvarda sıkıldı herhalde, soğukluğunu hissettim, kalktım.. Yanımda da peşime takılan şu şemsiye yok mu..! Derken sağımdan, dünya meşgalesine kapılmış, hayatı koyvermiş üç-beş genç geçti. Kızlı - erkekli sarmaş dolaş ve bozuk bir ağızla yürüyüp gittiler. Ama nasıl da mutlular. Amaann dedim geçtim. Bu arada yağmur başlamıştı. Şemsiyeme düşmelerinden "aramızdaki engeli kaldır" dediklerini duyar gibiydim.. Gerçi bende zor tutuyordum kendimi yağmura bırakmamak için.. Ama modern yerlerde bu tarz hareketlerle dikkatleri üzerime çekersem başımın derde gireceğini biliyordum.. Her nasılsa vazgeçtim.. Baktığım her yeri analiz ediyordum adeta. Çok bildiğimden değil de, kafamı dağıtmak istediğimden galiba.. Ve yağmur iyice hızlandı, sanki bana inat yapar gibi tepeme tepeme iniyordu. Ben yağmurla didişirken, bir ambulansın çığlığı ile şıçradı yüreğim.. Destursuz ambulans! O ne biçim geliş! Bizde insanız demi!..


Yooo hayır... Yanlış anlaşılmasın, ambulansın sesinden korkmadım.. Biliyorum, belki başkalarının sevdiklerini kurtarıyordur ama, benim korkum, sevdiklerimi benden almasıydı.. Haaahhh çok güzel.. İnceldiği yerden kopsun işte..! Hangi sevdiğim yanımdaydı ki zaten? Endişem kimeydi.. Hazır mısın gökyüzü, kapışalım mı şimdi? İçim gırtlağıma kadar geldi! Bu ne bee, başlıcam şemsiyesine de! Onu da attım çöpe! Kızgın tavanın suya değince cıss etmesi gibi, yanıyordu sanki yanaklarım yağmur değdikce.. Hissediyordum, kıyafetimde nokta kadar kuru yer kalmamıştı.. Bulutlarla düello yapıyordu gözlerim.. Sen mi daha çok ağlarsın, ben mi.. Heyy beee! Sen kime kafa tutuyorsun? Sonra sonra fark ettim ki kötü gün dostumu karşıma almış ahkam kesiyormuşum meğer.. Hemen bir özürle sarıldım yağmura.. Ve o, iliklerime kadar yağmaya devam etti, bende ağlamaya.. Evet, şimdi biraz daha iyiyim.. Kalbimin yükünü biraz da olsa almıştı bulutlar.. Dönüş yolu karışık olsa da evi buldum.. Kimseye görünmeden kaçtım odama.. Sırılsıklam iken kıyafet çıkartmak bir hayli zormuş.. Oldukça da üşümüşüm, dişlerim hala birbirine vuruyordu.. Böyle üşümeyi de nasıl severim.. Bu arada, evde hala kaloriferler yanmıyor.. Göğsüne sarılıp ısındığımız insanlar olmasa da, Neyse ki muhabbetiyle yüreğimizi ısıtan insanlar var..


Teşekkürler Rabbim..

             (2016 Denemesi)



                                                                                        

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page